🕋
GÜNÜN HADİSİ

Bir Kere Oturdum

Bir gün Behlül-i Dânâ, saraya uğradığında kimsenin fark etmediği bir anda halife Harun Reşid’in tahtına gidip oturdu. Onun bu davranışı kısa sürede saray muhafızlarının dikkatini çekti. Görevliler hemen yanına koşarak Behlül’ü tahttan indirdiler ve bu saygısızlık olarak gördükleri hareketinden dolayı onu dövdüler. Behlül, aldığı darbelerden sonra bir köşeye çekilip ağlamaya...

27 Mart 2026 yayınlandı / 27 Mart 2026 19:38 güncellendi
2 dk 38 sn2 dk 38 sn okuma süresi
Bir Kere Oturdum
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum
İçindekiler+

Bir gün Behlül-i Dânâ, saraya uğradığında kimsenin fark etmediği bir anda halife Harun Reşid’in tahtına gidip oturdu. Onun bu davranışı kısa sürede saray muhafızlarının dikkatini çekti. Görevliler hemen yanına koşarak Behlül’ü tahttan indirdiler ve bu saygısızlık olarak gördükleri hareketinden dolayı onu dövdüler.

Behlül, aldığı darbelerden sonra bir köşeye çekilip ağlamaya başladı. Tam o sırada saraya gelen Harun Reşid, Behlül’ü bu hâlde görünce şaşkınlıkla sordu:

— Behlül, neden ağlıyorsun?

Muhafızlar durumu anlattılar:

— Efendimiz, tahta izinsiz oturdu. Biz de onu indirip cezalandırdık.

Harun Reşid bu sözleri duyunca üzüldü ve:

— Behlül gibi birine böyle davranılır mı? Bu yaptığınız doğru değil, diyerek muhafızları azarladı ve Behlül’ün gönlünü almaya çalıştı.

Behlül ise gözyaşlarını silerek halifeye döndü ve şöyle dedi:

— Kardeşim, ben dayak yediğim için ağlamıyorum.

Harun Reşid merakla:

— Öyleyse neden ağlıyorsun? diye sordu.

Behlül derin bir iç çekti ve ibret dolu sözlerini söyledi:

— Ben sadece birkaç dakika bu tahta oturdum ve bu kadar dayak yedim. Sen ise yıllardır bu tahtta oturuyorsun. Yarın Allah’ın huzurunda senin hâlin ne olacak, ne kadar hesap vereceksin, onu düşünerek ağlıyorum.

Bu sözler Harun Reşid’in kalbine dokundu. Gözleri doldu ve başını öne eğdi. Tahtın sadece bir makam değil, ağır bir sorumluluk olduğunu bir kez daha idrak etti.

Bir süre sonra kendini toparlayarak:

— Öyleyse söyle Behlül, nasıl davranırsam bu büyük hesaptan kurtulurum? diye sordu.

Behlül-i Dânâ, Harun Reşid’e şu hikmetli nasihatte bulundu:

— Adaletle hükmet. Kimseye zulmetme, kimseyi incitme. Halk senden razı olsun, senin için dua etsin. Ancak o zaman hem dünyada hem ahirette kurtuluşa erersin.

Harun Reşid bu sözleri dikkatle dinledi. Çünkü Behlül’ün dilinden dökülen bu cümleler, bir kardeşin değil, hakikati hatırlatan bir bilgenin sözleriydi.

Kıssadan Hisse

Bu kıssa, makam ve saltanatın bir üstünlük değil, ağır bir emanet olduğunu gösterir. İnsan bir koltuğa, bir makama veya bir yetkiye oturduğunda aslında sadece bir yere oturmuş olmaz; aynı zamanda büyük bir sorumluluğun altına girmiş olur.

Behlül’ün birkaç dakikalık oturuşunun bile cezası varken, yıllarca hükmeden bir yöneticinin Allah katındaki hesabının ne kadar büyük olacağını düşünmek gerekir. Bu nedenle yönetimde bulunan kimseler için en büyük kurtuluş yolu, adaletli olmak, zulümden kaçınmak ve halkın duasını kazanmaktır.

Kısacası, tahtın süsü altın değil, adalettir. Adalet olmayan bir saltanat, sahibine dünyada geçici bir güç, ahirette ise ağır bir hesap getirir.

Bu yazıya tepkin ne?

Yorum Ekle

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Sosyal Medyada Müslüman Ahlâkı Nasıl Olmalıdır?
24 Mart 2026

Sosyal Medyada Müslüman Ahlâkı Nasıl Olmalıdır?

Bir Kere Oturdum

Bu Yazıyı Paylaş

2