🕋
GÜNÜN HADİSİ

Bir Kere Oturdum

Bir gün Behlül-i Dânâ, saraya uğradığında kimsenin fark etmediği bir anda halife Harun Reşid’in tahtına gidip oturdu. Onun bu davranışı kısa sürede saray muhafızlarının dikkatini çekti. Görevliler hemen yanına koşarak Behlül’ü tahttan indirdiler ve bu saygısızlık olarak gördükleri hareketinden dolayı onu dövdüler. Behlül, aldığı darbelerden sonra bir köşeye çekilip ağlamaya başladı. Tam o sırada saraya […]

Bir Kere Oturdum

Cennetten Köşk Satın Almak

Abbâsî halifesi Harun Reşid döneminde yaşayan nüktedan ve hikmet sahibi zatlardan Behlül-i Dânâ, bir gün sarayın yakınlarında eline geçirdiği düzgün tahta parçalarıyla küçük bir ev maketi yapıyordu. Bunu gören halifenin hanımı, dindarlığıyla tanınan Zübeyde Hatun, merakla yanına yaklaştı ve: — Behlül, ne yapıyorsun? diye sordu. Behlül, sakin bir ifadeyle: — Cennette bir köşk yapıyorum, efendim, […]

Cennetten Köşk Satın Almak

Görünmeyen Çarşı Ağası

Bir gün Behlül-i Dânâ, Abbâsî halifesi Harun Reşid’in huzuruna çıkarak kendisine bir vazife verilmesini istedi. Harun Reşid, onun bu isteğini tebessümle karşıladı ve: — Öyleyse seni çarşı ve pazarın denetimiyle görevlendiriyorum. Git, dolaş ve bana oradaki durum hakkında bilgi getir, dedi. Behlül vakit kaybetmeden çarşıya indi. İlk olarak bir fırına girdi. Tezgahtaki ekmeklerden birkaçını alıp […]

Görünmeyen Çarşı Ağası

Üç Sualin Hikmeti

Bir gün Behlül-i Dânâ, Abbâsî halifesi Harun Reşid’in huzuruna çıktı. Her zamanki gibi sade görünümü ve derin bakışlarıyla halifenin karşısında durdu ve şöyle dedi: — Ey halife, sana üç sualim var. Söyle bakalım:Yeryüzünde en çok olan nedir,yer altında en çok olan nedir,gökyüzünde en çok olan nedir? Harun Reşid, soruyu basit buldu. Bir an bile düşünmeden […]

Üç Sualin Hikmeti

Oyun İçin Değil, Hakikat İçin..

Bağdat’ın kalabalık sokaklarından birinde yürüyen Behlül-i Dânâ, bir grup çocuğun neşeyle oyun oynadığını gördü. Kahkahalar arasında koşuşturan çocukların biraz ilerisinde ise bir çocuk, bir köşeye çekilmiş, sessizce onları izliyor ve gözyaşlarını tutamıyordu. Behlül, bu duruma hayret etti. Yavaşça çocuğun yanına yaklaştı, başını okşadı ve şefkatli bir sesle: — Evladım, neden ağlıyorsun? Gel, sana bir şeyler […]

Oyun İçin Değil, Hakikat İçin..
2