Bir gün Behlül-i Dânâ, saraya uğradığında kimsenin fark etmediği bir anda halife Harun Reşid’in tahtına gidip oturdu. Onun bu davranışı kısa sürede saray muhafızlarının dikkatini çekti. Görevliler hemen yanına koşarak Behlül’ü tahttan indirdiler ve bu saygısızlık olarak gördükleri hareketi...
Abbâsî halifesi Harun Reşid döneminde yaşayan nüktedan ve hikmet sahibi zatlardan Behlül-i Dânâ, bir gün sarayın yakınlarında eline geçirdiği düzgün tahta parçalarıyla küçük bir ev maketi yapıyordu. Bunu gören halifenin hanımı, dindarlığıyla tanınan Zübeyde Hatun, merakla yanına yaklaştı v...
Bir gün Behlül-i Dânâ, Abbâsî halifesi Harun Reşid’in huzuruna çıkarak kendisine bir vazife verilmesini istedi. Harun Reşid, onun bu isteğini tebessümle karşıladı ve: — Öyleyse seni çarşı ve pazarın denetimiyle görevlendiriyorum. Git, dolaş ve bana oradaki durum hakkında bilgi getir, dedi....
Bir gün Behlül-i Dânâ, Abbâsî halifesi Harun Reşid’in huzuruna çıktı. Her zamanki gibi sade görünümü ve derin bakışlarıyla halifenin karşısında durdu ve şöyle dedi: — Ey halife, sana üç sualim var. Söyle bakalım:Yeryüzünde en çok olan nedir,yer altında en çok olan nedir,gökyüzünde en çok o...
Bağdat’ın kalabalık sokaklarından birinde yürüyen Behlül-i Dânâ, bir grup çocuğun neşeyle oyun oynadığını gördü. Kahkahalar arasında koşuşturan çocukların biraz ilerisinde ise bir çocuk, bir köşeye çekilmiş, sessizce onları izliyor ve gözyaşlarını tutamıyordu. Behlül, bu duruma hayret etti...
Bir gün, akıl sağlığı yerinde olmadığı düşünülen bir adam öğle vakti bir camiye girdi. Camiye adım attığında içerideki cemaate dikkatle baktı. Safların arasında dolaşmadı, oturmadı da; sadece etrafı inceleyerek bakındı. Yüzünde hem merak hem de şaşkınlık vardı. Bir süre sonra hiçbir şey sö...










